Iciii

Bundan 11 sene once, 2005 yazinin Haziran’inda TEVITOL’un (Turk Egitim Vakfi Inanc Turkes Ozel Lisesi) gozlem kampina gorevli ogrenci olarak katilmistim. Bos oturmayi pek sevmezdim, hala da oyle. Yapacak hicbir seyim yoksa elimde illa ki bir kitap olur. Hatirliyorum, o zamanlar benimle oyun oynamak isteyen kuzenlerimi sessiz ve elimdeki kitaba duskunlugumden dolayi onlara karsi ilgisiz durusumla cildirtirdim. Onlar da gelip sacimi cekerek beni cildirtirdi 🙂

Bos oturmak istemedigim yazlardan biriydi iste, ve ben okuluma asiktim. Kendi kamp donemimden sonra, bir sokak otemizde oturan arkadasima kabul mektubu gelip bana gelmediginde (benimki komsudaymis meger) deliler gibi aglayip annemleri korkutan ben, son senemize girerken de ‘keske liselerin dort sene olusu bizi de vursa da bir sene daha okusak’ diyecek kadar seviyordum Inanc’ta olmayi. Inanc anilari da ayri yazi konusu, simdi cok girmeyeyim 🙂 Demek istedigim su ki, evim gibi gordugum canim okulumda, arkadaslarimla olmayi cok sevdigimden ve yeni insanlarla tanismak bana hep degisik bir enerji verdiginden o yaz kampta gorevli olmak icin gonullu oldum.

Inanc gozlem kamplari hakkinda kisaca bilgi verirsem: IQ ve genel yetenek sinavlarindan sonra secilen ogrencilerin ogretmenlerle, diger ogrencilerle iletisimlerinin, derslerdeki performanslarinin, yeteneklerinin gozlemlendigi 5 gunluk bir surec. Ogrenciler Yaraticilik, Dostluk, Kardeslik diye isimlendirilmis gruplara ayrilmis olurlardi ve her grubun bir rehber ogretmeni vardi. 5 gun boyunca, her gun dorder saatten iki farkli derse girilirdi. Ben sabahin 7’sinde ogrencileri okulun etrafinda kosturduktan sonra spor salonunda sabah sporu yaptirmakla ve biyoloji ogretmenime ve rehber ogrencilerine asistanlik yapmakla sorumluydum. Onun disindaki zamanlarda yapilacak ne is varsa diger gorevli arkadaslarim ve ben el birligiyle yapardik. Yemek zamanlarinda biz gorevli ogrenciler kamptaki ogrencilerle kaynasmak icin herhangi bir masaya otururduk, birbirimizden ayri olacak sekilde. Aksamlari da yatakhanelerde mumkun oldugunca kaynasmaya calisirdik ogrencilerle. Yatakhanelerde isiklar 11’de soner, ben kendime gorev edinmistim, her aksam isiklar sonmeden tum odalari gezip mumkun oldugunca cok isim ezberlemeye calisiyordum. Bir yatakhanede 8 oda var, her odada da 6 kisi vardi, cok zor degildi yani 🙂 Bu yolla sabah sporu sirasinda veya biyoloji ogretmenimin, dolayisiyla benim grubumda olmayan ogrencilerle de muhabbet etme sansi elde ediyordum ve bu sohbetler, kisacik da olsa gayet keyifliydi.

5 gun cabucak gecti tabi, kamp bitti, cok eglendim, bir suru yeni arkadasim oldu (kampi gecip Inanc’a kaydolmaya karar verenler okulun ilk gunlerinde bizi buldular tabi, bir abla, abi olarak), hatta biyoloji ogretmenimle ogrenci-ogretmen iliskisini asip ortak bir sey yapmanin mutlulugu orda basladi ve hayatimda ben en cok biyoloji dersini sevdim 🙂

Kamp bitmeden, kampa katilan ogrenciler ve onlara yardimci olmayi -okula gelseler de gelmeseler de- isteyen birkacimiz email adreslerimizi paylasmistik. Iyi ki de yapmisiz… 2005 Gozlem Kampi bana, bugune kadar bir sekilde hayatima girip izini birakan insanlardan en ozelini getirdi. Ben Almanya’ya gidip Turkcell’le ulasilamaz oluncaya, universite hayatinin yogunlugu ve gorusememezlik, kisacasi zaman ve mekan aramiza girinceye kadar her problemimi emaille, Msn Messenger’la, telefonla paylasabildigim, beni benden daha iyi tanimayi beceren, inanilmaz birisi, sicacik bir dostluk girdi hayatima. Iciii. Artik gorusmuyor olsak da, eminim zaman zaman birbirimizin aklindan geciyoruzdur (su an oldugu gibi) ve ozluyoruzdur o gunleri. Bazi insanlarin en zor zamanlarimizda hayatimiza sessiz bir sekilde girip, bize katmalari gereken seyleri kattiktan, gorevlerini tamamladiktan sonra yine sessiz bir sekilde ciktiklarina inananlardanim ben de. Ama ne yalan soyleyeyim, yine de keske bir omur boyu boyle bir dostluga sahip olsaydim demekten de alamiyorum kendimi, cunku hala ne zaman kendimi kotu, degersiz ve yalniz hissetsem onun sozleri beni ayaga kaldirabiliyor:

“Seni sen oldugun icin seviyorum ben. kimsin sen?.. kim isen!! neseli sen, 4 yasin ruhunu tasiyan.. durust sen, cekinmeden anlatan.. yardimsever sen, sorumluluklarina insan eklemekten korkmayan.. duyarli sen, haksizliklara katlanamayan.. yorgun sen, dolu yasayan.. sabirsiz sen, oglen baslayip aksami bekleyemeyen.. yaramaz bi cocuksun sen, korkularini da barindiran.. toplamisin, ictensin sen!! sen gulumse! gulumsesen..?”

Her sey icin tesekkurler Iciii. Bir zamanlar sen bana anlatiyormus gibi yaziyormussun gunluklerini, simdi sira bende. Blogun ismi minnet duydugum dostlugumuz adina Tinker Bell. Ve icindeki her seyi sana email olarak yazdigimi farzet 🙂

‘Simdiyse karsilikli kutlamanin vakti geldi, karsilikli birbirimizi kazanmanin serefine..’

Dostluk-İle-İlgili-Güzel-Sözler

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s